HİPOFİZ BEZİ NEDİR?

Hipofiz bezi beyinimizin altında (kafa tabanında) kafatasında bir küçük boşlukta yerleşmiş ve beyin ile hipofiz sapı denilen yapıyla bağlantılı, beyin dokusundan ayrı (ama tamamen beyinin kontrolünde), vücudun tüm hormon sistemini kontrol eden fındık büyüklüğünde bir organdır.

Hipofiz bezi üç ana bölümden oluşmaktadır. Ön lob (adenohipofiz) arka lob (nörohipofiz) yan lob. Her üç lob da ile bağlantılıdır ve hipotalamusun kontrolündedir.


Ön lob (Adenohipofiz)

Ön lobda sentezlenen ve salgılanan hormonlar vardır bunlar ;

Eşey hormonları (gonadotropinler):


Arka Lob (nörohipofiz

Arka lobda hormon üretimi yoktur. Burdan salgılanan hormonlar hipotalamusta üretilir ve burada depolanır, burdan salgılanan hormonlar:


Ara lob (intermediate lob

Çoğu canlının hipofizinde bir de ara lob bulunmaktadır. Yetişkin insanlarda ön lob ile arka lob arasında çok ince bir hücre katmanı şeklindedir. Kesin olmamakla birlikte, bu işlev ön loba ait olmasına rağmen MSH üretimi yapar.

Hipofiz bezi hormonlarının etki gösterdiği fonksiyonlar şunlardır;

  • Kan basıncı
  • Hamileliği kontrol etmekle birlikte doğum sırasında dölyatağı kaslarının kasılmasını sağlayarak doğuma yardımcı olur.
  • Anne sütü üretimi ve salgılanması
  • Erkek ve kadında cinsel organ fonksiyonu
  • Tiroid bezi fonksiyonları
  • Besinlerin enerjiye dönüşümü (metabolizma).
  • Vücudun su dengesinin düzenlenmesi
  • Böbreklerden suyun geri emiliminin düzenlenmesi (ADH ile)
  • Vücut sıcaklığının düzenlenmesi

  

HİPOFİZ TÜMÖRLERİ:

Hipofiz tümörleri genellikle hipofiz adenomları olarak karşımıza çıkarlar, çok nadiren hipofizin habis (kötü huylu) yapıdaki karsinomları da görülebilmektedir. Bu hastalıktaki belirti ve bulgular dört büyük grupta sınıflandırılabilir; 1-Aşırı hormon salgılayarak 2-Tümör baskısıyla bazı hormon salgılarının engellenmesine neden olarak 3-Aşırı büyüyüp komşu beyin yapılarının baskısına neden olarak 4-Tümör içine kanama gelişmesi sonucu ortaya çıkan acil bir sendroma neden olarak (hipofizer apopleksi)


AŞIRI HORMON SALGILANMASI

Hipofiz adenomları yukarıda saydığımız hormonları salgılayan hangi hücrelerden köken aldıysa ona göre belirti ve bulgulara neden olurlar.

Bunlardan en sık görüleni aşırı prolaktin salgılanması ile seyreden prolaktinomalardır. Bu hastalıkta erkekte ve kadında göğüsten süt gelmesi (ya da akıntı), kadınlarda adet düzensizlikleri, gebe kalamama, her iki cinste cinsel isteksizlik (libido kaybı), erkeklerde ereksiyon sorunları ve osteoporoz gibi belirtilere neden olurlar.

Growth hormon (büyüme hormonu) salgılayan tümörler ise ‘akromegali’ ismini alan bir klinik duruma neden olurlar. Eller ve ayaklarda büyüme (hastanın ayakkabı numarası değişir), yüz kemiklerinin belirginleşmesi, burun büyümesi, insülin intoleransı (diabete kadar gidebilir), kalp fonksiyon bozuklukları gibi belirtilere neden olur.

Adrenokortikotrop (ACTH) hormon aşırı salınımında ise ‘Cushing’s Hastalığı’ denilen gene kendine özel bulgularla seyreden bir sendrom gelişir. Vücuttaki aşırı kortizol düzeyine bağlı olarak özellikle gövdede aşırı yağlanmayla karakterize kilo alma, ensenin kalınlaşması, ay dede yüz, kıllanma, göbekte hamilelikte görülen cilt çatlakları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, osteoporoz, kas güçsüzlüğü, psikolojik dengesizlikler gibi belirti ve bulgular olur.

Tiroid stimülan hormon (TSH) aşırı salınımında ise hipertiroidi bulguları olur; sıcağı tolere edememe, ellerde titreme, kalp ritm bozuklukları, zayıflama ve sinirlilik hali. FSH ve LH hormonlarının fazlalığında ise kadınlarda adet düzensizlikleri ve gebe kalamama (infertilite) sorunları ön plana çıkar.

 

TÜMÖRÜN KİTLE ETKİSİ VE HİPOFİZ TÜMÖRÜNE BAĞLI KÖRLÜK

Aşırı büyük tümörler bazen hipofiz bezinin tümör salgılamasını engelleyerek, bazen de komşu görme sinirlerine yaptığı baskı sonucu körlüğe kadar gidebilen görme kusurlarına neden olarak karşımıza çıkarlar. Nadiren bu tümörler içlerinde ani kanama gelişmesi sonucunda kusma, ani şuur kaybı, koma ve ani körlükle seyreden hipofizer apopleksi diye adlandırılan klinik tabloyla acil servise getirilirler. Bu durumda acil cerrahi tedavi hayat kurtarıcı olacaktır.

 

HİPOFİZ TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ

Hipofiz tümörlerinde tedavi; 1- İlaçla tedavi (medikal tedavi), 2-Cerrahi tedavi, 3-Cerrahi tedavi ile birlikte gamma-knife tedavisi olmak üzere üç grupta incelenebilir.

Tedaviyi yönlendiren diğer önemli faktörlerden biri tümörün büyüklüğüdür. 1cm den küçük tümörler mikroadenom, 1cm den büyük tümörler makroadenom olarak isimlendirilir. Eğer tümör bir prolaktinoma ise ve mikroadenom ise genellikle ilaç tedavisi ile tam olarak tedavi edilir. Tümör makroadenom ise ya da Cushing sendromu veya Akromegali gibi bir sendrom varsa büyüklüğüne bakılmaksızın cerrahi ile tedavi gerekir. Bazen makroadenomlar hipofizin her iki yanında komşu kavernöz sinüs dediğimiz anatomik bölgeye de sirayet ederler ve bu bölge cerrahi olarak tam temizlenemediğinden bu bölgeye yönelik gamma-knife ışın tedavisi cerrahi tedaviye yardımcı olarak kullanılır. Burada özellikle vurgulanması gerekir ki; gamma-knife tek başına tedavi yöntemi değildir, sadece cerrahi tedaviye yardımcı olarak kullanılabilir.

Hipofiz cerrahisi (hipofiz tümör ameliyatı) burundan girilerek yapılır ve hekim bazen mikroskop bazen endoskop yardımıyla yüze ya da kafaya herhangi bir kesi yapmadan tümörü temizler. Ameliyat sonrası 2 gün burunda tamponlar olması nedeniyle hasta bir miktar sıkıntı duyar ve tamponlar çıkarıldıktan sonra rahatlar. Aşırı hormon salgılayan tümörlerde kısa zamanda hasta hormon dengesizliğinin bitmesi nedeniyle büyük rahatlık duyar. Özellikle cushing hastalığında hastanın görüntüsün de dahi çok dramatik düzelmeler gözlenir ve hasta normal yaşantısına döner. Nadiren hipofiz tümörleri kafa açılarak açık ameliyatla tedavi edilirler, bu ameliyatlar da bu konuda yetişmiş tecrübeli beyin cerrahları tarafından güvenle gerçekleştirilir.

YASAL UYARI: Bu sayfanın içerikleri ziyaretçilerini bilgilendirme amaçlı kurulmuş olup, sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi ve reçete bilgisi taşımaz. Sayfa sağlıkla ilgili yer verdiği tüm konularda öncelikle en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenebileceğini savunur. Sayfada konu olarak geçen tüm yöntemler kamuoyuna bilgi vermek amaçlı paylaşılmış olup, bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu sayfa sorumlu tutulamaz. Paylaşılan bilgilerin ilgilisi tarafından kullanılması Prof. Dr. Alper KAYA ile hasta- doktor ilişkisini doğurmaz. Tüm sayfa ziyaretçileri yasal uyarıyı kabul etmiş sayılır.